28 Şubat 2015 Cumartesi

istemek gerekiyor




 


04.05.2009

Bir tanıdığımı ziyarete gittim. Seçimle iş başına gelenlerdendi. İşyerine gelenler oldu. Fakirlik ilmühaberi yaptıranlar da.

Kimsenin olmadığı zamanda, Belediye başkanıyla görüşmek istediğini belirtti. Bu nedenle sekreterini aradığını, durumumun önceki durumlara benzememesini anlatarak revdevu talebinde bulunduğunu söyledi. "Artık yumuşaklık yaramıyor. Yerine göre set olunacakmıış. Bu kanıya vardı.." dedi.

Doğru da söylüyor.

"Ağlamayana memek yok." diye ekledi.

öncüler



5 Mayıs 2009

Onun mırıldanması ap-ayrı olanlardır. Onun bu şekilde ilk görüyordum.
Mırıldanan dudakları mukarrabinden (öncülerden, Allah’a yakınlardan) sözediyordu.

"Ezbere mi biliyorsunuz?" diyorum sakince.

"Evet." diyor.

"Tamamını mı?"

Sanki bir suçluymuş gibi, sanki başkalarınca yakalanmış gibi durgun.

Yine, “Evet.” Diyor.

Alevler arasında kalmış gibi hissediyorum kendimi. Belki de arkadaşımdan böyle güzellikler beklemediğimden hissediyorum bunları. Aradığımı bulmuş gibiyim ve rahatlıyorum.

“Geçen yaz ben de ezberlemeye uğraştım, güzelin güzeli bulduğum bu sureyi. Öyle tabi. Hepsi güzel ama bu sure etkiliyor işte. Sanki içinde kendimizi buluyoruz. Kahramanlarından biri de kendimiz gibiymişiz sanki. Surede sözü edilen 3. gurup kişilerden olmayı kim dilemez. “ diyorum.

Arkadaşımın dudaklarında 3. gurup kişileri mırıldanma vardı.

Kıyamette vuku bulacak olaylar tasvirleniyor surede. 1. Sınıf; defteri sağından verilenler, yani sağın adamlarından söz ediliyor. ‘Ne mutludur defteri sağdan verilenler (uğurludur sağın adamları)’, Arkasından 2. Sınıftan söz ediliyor. Onlar için de; ‘Ne mutsuzdur defteri soldan verilenler (betbahtır solun adamları)’. deniliyor.

Arkadaşımın mırıltısı, bu iki sınıf insanın dışında. Sanki isteği de bu doğrultuda.
3. Sınıf insandan söz ediyor o.

3. Gurup insanlar, mukarrabinlerdir. yani hayır yarışında önde olanlardır. Bunlar ecirde de öndedirler. Kim istemez bu guruba dahil olmayı?

dua / beddua




8 MAYIS 2009, CUMA

Doğukent Camiinde vaiz öyle güzel konulara değindi ki..... bir çokları önceden bildiğim ama üzerinde titremediğim, düşünmediğim konulardı.

Dua ve beddua üzerinde durması insanın içini titretiyor.

Özetle şöyle: Çok şükür diyor vaiz şehrimizde beddua olumlu yönüyle ele alınıyor. Yani dualaştırılmış zamanla. Ciğeri dükülesice yerine; ciğeri dökülmeyesice, ocağı sönesice yerine; ocağı yanasıca, işi ratgelmeyesice yerine; işi rast gelesice.... deniyor.

Eğer bu kelimeler aslı gibi söylense ne olurdu? Örnegin, "ciğeri yanasıca" der anne oğluna. Oğlunun ciğeri yanarsa kendinin ciğeri yanmaz mı? Sonra kulun mazereti kalmaz. Yani, "Rabbim neden oğlumun ve benim ciğerimi yaktın!" diyemez. Keza kul istedi, Allah'ta verdi.

halil ibrahim bereketi



14 Mayıs 2009 

Sabah makinayı açtığım da bir yazı ile karşılaştım. Bir dostum yazıyı adresime göndermişti.

Okudum.

Güzel bir yazı. Düşündürücü ve güzel.

Yazıyı aşağıya alıyorum.

----------------------


Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış.

Büyüğü Halil,

Küçüğü ise İbrahim...

Halil, evli ve çocuklu.

İbrahim ise bekârmış...

Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin...

Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş.

Bununla geçinip giderlermiş...

Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı.

İkiye ayırmışlar.

İş kalmış taşımaya.

Halil, bir teklif yapmış :

İbrahim kardeşim; Ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle.

Peki, abi demiş İbrahim...

Ve Halil gitmiş çuval getirmeye... .

O gidince, düşünmüş İbrahim:

Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine

Böyle demiş ve,

Kendi payından bir miktar atmış onunkine...

Az sonra Halil çıkagelmiş.

Haydi İbrahim. Demiş, önce sen doldur da taşı ambara.

Peki abi.

İbrahim, kendi yığınından bir çuval doldurup düşer yola.

O gidince, Halil düşünür bu defa:

Der ki:

Çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var.

Ama kardeşim bekâr.

O daha çalışıp, para biriktirecek. Ev kurup evlenecek.

Böyle düşünerek,

Kendi payından atar onunkine birkaç kürek.

Velhasıl, biri gittiğinde, öbürü, kendi payından atar onunkine.

Bu, böyle sürüp gider.

Ama birbirlerinden habersizdirler.

Nihayet akşam olur.

Karanlık basar.

Görürler ki, bitmiyor buğdaylar.

Hatta azalmıyor bile.

Hak Teala bu hali çok beğenir.

Buğdaylarına bir bereket verir, bir bereket verir ki...

Günlerce taşır iki kardeş, bitiremezler.

Şaşarlar bu işe...

Aksine çoğalır buğdayları.

Dolar taşar ambarları.

Bugün 'Bereket' denilince, bu kardeşler akla gelir.

Bu bereketin adı: halil ibrahim bereketidir.

EVİNİZE VE HAYATINIZA,

CENABI ALLAHTAN HALİL İBRAHİM BEREKETİ DİLERİM.

Muhammet Ali Özsağır

-----------------------------

Evet, dostumun yazısını güzelliği nedeniyle buraya aldım.

-----------------------------

SG haftası 1



 


12 Mayıs


Hafta boyunca diğer kurumlar ziyaret edilerek haftanın önemi anlatıldı.

Kahramanmaraş Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürü Mehmet Dere, kurduğu ekiple 12 ve 13 Mayıs 2009 tarihlerinde akşamları yerel televizyonda Sosyal Güvenlik hakkında açıklama yaparak halkın teveccühünü kazandı.

Benim yakalayabildiğim, 12 Mayıs akşamı İl Müdürü Mehmet Dere, Müdür yardımcısı Gülseren Alkış ve şuan adını çıkaramadığım eczacı bayan vardı.

Konuşmaları ilgi ile dinledim. İnsanın olmasını düşündüğü ve düşünemediği bir çok yenilikler getirilmiş yeni kanunla.

Bir çok konu ilgi çekici idi. Ama doğum yapan hanımlar için uygulanan yeni kanun en göze çarpanı idi. Bu kanunun getirdiği yenilikler hakkında İl Müdürü Mehmet Dere açıklama yaptı. Açıklama şöyle: Doğum yapan bir kadın 2 yıl boçlanma yapabiliyor. İkinci doğumda bir 2 yıl daha boçlanma hakkı var. Toplam 4 yıl borçlanma yapılabiliyor.

-------------------------

sgh2



 (sosyal güvenlik haftası)




13 Mayıs

Akşam, yerel televizyorda, Sosyal Güvenliğin Kahramanmaraş halkına anlatılması ile görevli, Kahramanmaraş Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdür Yardımcısı Ali Yüce, Şef Bayram Nacar ve Dr. Ercan Genco vardı.

Bir gün önce Sosyal Güvenliğin tarihçesi ile ilğili soruya İl Müdürü Mehmet Dere doyurucu cevap vermişti.

Ülkeye getirileri, borçlanma gibi konular üzerinde duruldu.

Bayram Nacar'dan edindiğim bilgiye göre; 5502 sayılı Kanunla yenilik sağlandı.

Kanun 20.05.2008 tarihinde yayılanarak 01.10. 2008 tarihinde yürürlüğe girdi.

--------------------

yolda selam



19 mayıs 

Belediye başkanı öyle diyor:
"Kahramanmaraş'a iki taziye evi yaptırdım, 1'i Dğukent'e."

Ve ekliyor:
"Milletvekili olmanın, dönemlerce belediye başkanlığı yapmanın fazla bir anlamı yok."

"Ya neyin anlamı var, diye soruluyor."

"Seneler sonra yolda giderken verilen bir veya bir kaç selamın."

-------------------